Tuvalde Gebelik

İnsanlığın mucizesi olan gebeliğin, ressamları etkilememesi düşünülebilir mi? Düşünülemez elbette… İnsanı resmetmiş olan birçok ressam gebeliği de çizmiştir. Bunlardan bazıları Leonardo da Vinci gibi bilimsel merakla, bazıları Modigliani gibi baba olacak olmanın duygusallığıyla, bazıları Dürer gibi dinî coşkularla, bazıları Gaugin gibi doğaya ve doğal yaşama duydukları hayranlığın bir parçası olarak, bazıları da Klimt gibi simgesel nedenlerle… Tabii daha birçok nedenle resmedilmiş gebeler de var resim tarihinde; bunlardan resimlerinde “umudu” ve “mucizeyi” iyi yansıtan Klimt’e bakalım.

Klimt ve Umut

Avusturyalı ünlü ressam Gustav Klimt (1862-1918), sembolist resmin önemli isimlerinden ve Avusturya Art Nouveau akımının da öncülerindendir. Viyana yakınlarında bir kasabada doğmuş, Viyana Güzel Sanatlar Okulunu bitirmiştir. Viyana ve Münih Üniversitelerinde de onursal üye olmuştur. Bu kadar akademik bir sanat yaşamı olmasına karşın Klimt’in resimleri “akademi” sözcüğünün bizde uyandırabileceği belki de soğuk ve uzak hissin aksine çok anlaşılır, sevilir, sıradan insana da hitap ederek herkesin içini kıpırdatan, sıcak eserler olmuşlardır. Resimlerinde insanı çok kullanması da bunun bir nedeni sayılır. Bu nedenle röprodüksiyonları duvarlarda, takvimlerde, kitap kapaklarında, kısacası her yerde çok kullanılan ressamların başında gelir. Özellikle altın zeminler kullanması ve mozaik dokusu ile resimleri kendine özgü bir yapı ve üslup sergilerler. Mısır, Klasik Yunan, Bizans uygarlıklarının etkileri de eserlerinde görülür. Dahası, Albrecht Dürer’in eserlerinden, ortaçağ Avrupa resimlerinden ve Japon sanatından da etkilenmiştir. Ve kendisi de Egon Schiele gibi büyük ressamları etkilemiştir.

İlginç kişiliği nedeniyle de dikkat çeken Klimt, 2005 yılında yapılan ve Raoul Ruiz’in yönettiği “Klimt” adlı biyografik filmde John Malkovich tarafından canlandırılmıştır. Klimt’in kişiliği gerçekten de ilginçtir; sadece sanatçı yanıyla değil, sosyal yaşamı ve ilişkileriyle de. Henüz 40 yaşına gelmeden 17 çocuğu vardır! Tabii ki birkaç anneden. Bunların her birinin doğumuna aynı coşkuyla sevinir, hepsini önemser ve sever. Hepsine maddi olarak bakma sorumluluğunu üstlenir. Çocuklarının hiçbir annesi de ondan şikayetçi değildir.


Gustav Klimt, Umut I, 1903

İşte bunları bilince Klimt’in gebe bir kadını resmettiği tablosuna neden “Umut I (orijinal Almanca adıyla Hoffnung) adını verdiği gayet iyi anlaşılabilmektedir. Aynı konu yani gebelik üzerine daha sonra yaptığı ve aynı adı verdiği tablodan ayırt edebilmek için bu tabloya “I” sayısı eklenmiştir. Diğerinin adı Umut II’dir.


Gustav Klimt, Umut II, 1907-8

Klimt Umut I’i 1903 yazında yapmıştır. 1905’te Berlin’de ilk kez çok önemli bir sergide sergilendikten sonra koleksiyoncu Fritz Waerndorfer’in koleksiyonuna katılıp Klimt’in dostlarından birinin deyişiyle, “çifte kapılar ardında gizlenip kem gözlere karşı korunmaya alınmıştır”. Gebe bir kadının bu kadar çıplak resmedilmesi insanları ikiye bölmüş ve Umut I bu çekincelerden ötürü 1909’a kadar gözlerden uzak kalmıştır. Sonunda yeniden bir sergide yer almış ve bu kez tutucu çevrelerden de önemli bir destek bulabilmiş, kiliseye yakın önemli isimlerce “dinî sayılabilecek bir eser” olduğu dile getirilmiştir.

Klimt’in dostu da olan Ludwig Hevesi’ye göre Umut I, “Klimt’in başyapıtlarındandır. İnsanı derinden etkileyen bir eserdir. Kadının gebeliği ona müthiş bir kutsallık vermiştir. Etrafında onu korkutabilecek birtakım ürkütücü figürler, kötücül suretler bulunmasına karşın o gebeliğinin ona verdiği güçle korkusuzca durmaktadır. Bu büyük bir güçtür. Kadın kendinden emin ve tasasızdır, rahmindeki emanetin verdiği “umut” sayesinde incitilemez hâldedir. Duyarlı ve romantik bir resimdir bu. Kadının gebelikten aldığı gücü güzel simgelemektedir.” Klimt kadının saçlarına taktığı çiçeklerle de bir festival, şenlik havası yaratmıştır. Gebe kadının etrafındaki, altınla çizilmiş küçük, yuvarlak desenler resme bir neşe katmaktadır. Başka bazı akademik yorumlara göre de bu tabloda hem gebe bir kadının hem de kötücül figürlerin yer alması, hayatın anlamının birbirini izleyen doğum ve ölüm döngüsünde olması ve “dünyanın gizemi”nin de burada saklı olmasındandır. Hayattaki birçok tehlikeye, tehdide ve ölüme karşı umut yaratacak tek şey gebeliktir, doğumdur.

Aslında Klimt için gebelik yeni bir konu değildir. Daha önce de bir resminde gebelik yer almıştır. Ancak ilk kez Umut I’de gebeliği tam odak noktasına koymuştur. Arthur Roessler’in 1953’te anlattığına göre, Klimt Umut I resmini yaparken çok sevdiği modelinin gebeliğinden etkilenmiştir. Kendisine modellik yapan kızın aylarca ortalıktan kaybolması ve Klimt’in çağrılarını cevapsız bırakması üzerine onu arayıp bulan sanatçı kızın hamile olduğunu ve bu nedenle modellik yapmaya gelmediğini öğrenmiştir. Kızı bu haliyle model olmaya ikna etmiş ve sonuçta ortaya Umut I çıkmıştır. Ve gerçekten de izleyene bir gebelikten beklenebilecek en önemli şeyin aslında ne olduğunu hatırlatan bir resimdir: Umut.

Klimt, 1907 yılında yaptığı Umut II adlı eserinde de hamile bir kadın çizmiştir. Kadın, başı öne eğik ve gözleri kapalı bir şekilde doğacak çocuğun sağlığı için dua eder. Yanındaki kadın figürleri de ona eşlik etmektedir. Klimt bu resmini aslında “Vision” (Görüş) olarak adlandırılmıştır, fakat yine hamile bir kadın çizdiği için eleştirmenler “Umut II” ismini tercih etmiştir.




Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez.
© 2009 | cortexbilişim    -    Site Sorumlusu
Son güncelleme :
10 Haziran 2009 Çarşamba