Edebiyatta Gebelik

Edebiyatta gebelik çok kitabın, çok romanın konusudur. Kiminde bilimkurgunun tuhaf yolları, kiminde gebeliği ümit etmenin ve ona ulaşmanın ya da ulaşamamanın zor süreci, kiminde beklenmedik aksaklıklar kiminde de doğumla başlayan bütün bir yaşam anlatılır. Bakalım klasik yazarlar gebeliğe nasıl bir yer vermiş…

Shakespeare ve Gebeler

Gebeliği konu edinen birçok yazar arasında Shakespeare en yaratıcı, en sağlam, en zamandan bağımsız şeyleri söyleyendir… Zamandan bağımsızdır, çünkü onun gebelik hakkında söylediklerine daha doğrusu kahramanlarına söylettiklerine baktığımızda hem yaşadığı dönemin alışkanlık, inanış ve tutumlarını görebiliriz hem de bunlar arasından bazılarının hiç değişmeden bugün de geçerli olduğunu. O yüzden ilginç bir yolculuk insanlığın edebiyattaki gebelik serüvenine bakmak.

William Shakespeare’in yaşadığı dönemde (1564-1616) gebelik zor işti; hem anne adayı hem de bebek için bugünkünden çok daha zor ve tehlikeliydi. Ancak toplumun genişleyebilmesi ve dolayısıyla da ilerlemesi için gebelikler çok önemseniyordu. Hele hele kraliyet ailesine ait gebelikler tüm toplumun gözü önünde yaşanıp tüm toplum tarafından konuşuluyordu. Tabii ki kraliyet ailesindeki doğumlar da büyük sevinç ve şenliklerle kutlanıyordu. Sadece asiller değil halk arasında da gebelik çok şeyi belirleyen, olayların akışını değiştiren, kısacası önemsenen bir olaydı.


William Shakespeare

Romeo ve Juliet’te Juliet’in yaşı henüz 15’tir. Âşık olup evlenmek için erken mi? Hiç de değil! İki genç adam konuşmaktadırlar…

Paris: Ondan daha genç kızlar çoktan mutlu anne oldular.

Capulet: Ve erken evlenenler de en hızlı anne olanlar…

Fırtına’da ise kadının rahmi “iyi”dir, ondan doğan oğlanın kötü huylu olması asla kadının suçu değildir. Herkes de bilir bunu…

Miranda: İyi rahimlerden kötü oğullar doğdu.

VIII. Henry’de centilmenler birbirleriyle konuşurken bir kadını tarif etmeleri gerekirse gebelikten iyi tanımlama mı bulunur? Üstelik konuşan centilmen, bir hekim kadar kesin bilmektedir doğum tarihini…

Üçüncü Centilmen: Hani o karnı burnunda olan hatun, yarım haftası ya var ya yok.

Pericles adlı oyunda da Prens Pericles, zorlu bir deniz yolculuğuna çıkarken, doğurmasına çok az kalmış olan karısını da yanında götürmek zorunda kalmıştır. Doğum vakti geldiğinde Romalıların doğum tanrıçası Lucina’ya dua eder.

Pericles: Lucina, ey kutsal tanrıça, geceleri çığlıklar atanların koruyucu ebesi, tanrısal gücün çırpınan şu gemimizin üzerinde olsun, çabuk geçsin kraliçemin doğum sancıları!

Doğum güç de olsa gerçekleşir ve Pericles bu kötü koşullar için karısından özür diler:

Pericles: Doğum yatağın korkunçtu sevdiğim, ne ışık var ne de sıcak… Bu sevimsiz ayrıntıları tamamen unutursun umarım.

Hatta sezaryen de vardır Shakespeare’de… Macbeth’in son perdesinde Macbeth yapmış olduğu tüm kötülüklerin cezasını çekmek üzeredir; Macduff onunla dövüşmektedir ama Macbeth ölmeyeceğinden emindir. Cadıların kehanetine göre Macbeth tılsımlıdır ve “anasından doğmuş” hiç kimse Macbeth’i öldüremeyecektir. Bunu söylediğinde Macduff o kadar sevinmemesini söyler:

Macduff: Tılsımın kayboldu, senin meleğin her kimse söyle ona, Macduff annesinin karnından doğmadı, karnı yarılıp çıkarıldı vaktinden önce.

Ve sadece sezaryen değil, ayak gelişi bile vardır Shakespeare’de. VI. Henry’de Gloster Dükü, dünyaya gelişindeki olağanüstülükleri anlatır. Hem tam olmayan makat gelişiyle doğmuştur hem de ağzında dişi ile:

Gloster Dükü: Annemden duydum sık sık, ayaklarım önde gelmişim dünyaya. … Ebe şaşırmış, kadınlar bağırışmışlar, ‘Aman Tanrım, dişlerle doğdu!’ diye.

Doktor Anton Çehov’dan Bir Gebelik Öyküsü

Rus yazar Anton Çehov (1860-1904)’un gebeliği odağa alan öyküsü, Çehov’un hekim olmasından ötürü özellikle ilginçtir. Sorgu Hâkimi adlı öyküsünde Dr. Çehov, doğumdan sonra öleceğini düşünen bir gebe kadını anlatmıştır. Kadın belli ki depresiftir, hayatta olmasının bütün nedeni de karnındaki bebeği dünyaya getirmektedir. Kadının düşüncesine göre, doğum yapacak ve gözlerini kapatıp ölüverecektir. Öykünün diğer kahramanı olan doktor da kadının ölemeyecek kadar sağlıklı olduğunu saptamıştır. Ama tıp da hayatın kendisi gibi açıklanamayan ve beklenmeyen şeylerle dolu değil midir?..


Anton Çehov



Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez.
© 2009 | cortexbilişim    -    Site Sorumlusu
Son güncelleme :
10 Haziran 2009 Çarşamba