Çağdaş Sanatlarda Gebelik

İnsan var olduğundan beri sanat da var. Tarih öncesi çağlarda insan yine resim yapıyordu, tuvali mağara duvarları, fırçası kendi parmakları ve boyası da bulabildiği kökler ve renkli kaya parçalarıydı. Çağlar boyunca sanat değişti; teknik, malzeme seçenekleri ve bakış açıları farklılaştı. Bugün artık sanatın içinde bilgisayarlar da var, akla gelebilecek her türlü malzeme de. Gelişen teknik olanaklar sanatçıların hayal güçlerinin ufuklarını da genişletti ve sonuçta gelinen noktada sanatçılar kalıplara ve kurallara pek fazla bağlı kalmıyorlar artık. Çağdaş sanatçılar gebeliğe bakarken tuval ve fırçayı da kullandılar; ama kumaşı da, camı da, bilgisayar programlarını da ve daha çok çeşitli malzeme ve tekniği de kullandılar eserlerini yaratırken…

Yaşam Halkaları

ABD’li sanatçı C. Jackson Brockette, Dallas’ta yaşmaktadır. Kendi tasarım atölyesinde sanatını yapmaktadır ve aynı zamanda güzel sanatlar eğitimcisidir. Özellikle yamalı bohça koleksiyonu ile uluslararası üne sahip olan sanatçının, geleneksel sanatları günümüze uyarlayarak yaptığı tasarımlar çok sayıda sergide yer almıştır. Brockette, Yaşam Halkaları adını verdiği çalışmasında gebeliği konu edinmiştir. Geleneksel yamalı bohça örneklerinden biri olan ve evliliği simgeleyen ‘çifte alyans’ örneği ile yaptığı bu çalışmasında, döllenmeden embriyoya ve oradan da doğuma dek bütün bir gebeliği dokuz aşamada işlemiştir. Bebek pastel tonlarda işlenirken, bebeği çevreleyen halkalar kontrast oluşturacak şekilde canlı renklerle oluşturulmuştur.


C. Jackson Brockette, Yaşam Halkaları, elde dikilmiş yamalı bohça, 84 x 84 cm

Bunun nedenini “bebeği vurgulayarak dikkati ona çekmek” olarak açıklamaktadır Brockette. Kullandığı materyalin kumaş olması sayesinde, insan dokusu gibi ‘yumuşak’ bir eser yarattığını da eklemektedir. Yaşam Halkaları, bütün bir gebeliği baştan sona tasvir eden az sayıda çağdaş sanat eserinden biridir.

Kız mı Oğlan mı?


Cathy Shaw, Kız mı Oğlan mı?, vitray, 61 x 57 cm

Cathy Shaw’un vitray çalışması dünyanın belki de en eski sorusunu sormaktadır bizlere: “Kız mı, oğlan mı?” Cathy Shaw, vitray alanındaki çalışmalarıyla tanınan Teksas’lı bir sanatçıdır. Gebe bir kadının fotoğrafını gördüğünde aklına gelen bu çalışma, sanatçıya göre “gebe kadının güzelliğini yansıtırken yaşama sevinci vermekte ve gebeliğin mucizesine dikkat çekmektedir.” Camın arkasından vuran ışığın yarattığı mavi ve pembe yansımalar, insanın kafasında dönüp duran kız mı oğlan mı sorularını gayet güzel canlandırmaktadır.

Gebe Yeryüzü

Alman asıllı bir sanatçı olan Barbara Getrost, yaşamı dünyanın neredeyse her coğrafyasında dolaşarak geçirmektedir. Yeni Zelanda, Avrupa’nın birçok ülkesi, Kanada, Japonya derken ABD’ye yerleşmiş ve uzun bir süre New Mexico’da akupunktur ve alternatif Çin tıbbı eğitimi almıştır. Resimleri bütün bu ülkeler ve kültürlerin izlerini taşısa da gebelik onun en önemli temalarındandır. Gebeliğin ilgi alanına girmesini ve sanat yaşamının orta yerine oturmasını şöyle anlatmaktadır Barbara Getrost:


Barbara Getrost, Gebe Yeryüzü

“Bir öğle sonrasında masamda oturmuş yazacağım yeni yıl kartları için liste yapıyordum. Tam o sırada önümdeki kağıdın üzerinde çok net bir figür belirdi. Bu kendinden geçmiş hâlde dans eden bir kadın figürüydü. Ve hamileydi! Kadın figürünün inanılmaz güzelliği ve anlamı karşısında tam anlamıyla büyülenmiş gibiydim. Görmezden gelinemez güzelliğinin etkisi sonraki günlerde de peşimi bırakmadı. Bu imge daha sonra Holy Dancer/Kutsal Dansçı adlı resmimde resme dönüştü.”


Barbara Getrost, Teslim

Sonrasında aylar süren bir içsel süreç geçiren sanatçı bu dönemin sonunda kendi içinde saklı derin bir gerçekliğe ulaşmış: “İçimin derinlerinde saklı bir gerçeklik vardı. Bir şeyler ona dokunmuş ve ateşlemişti. Bu öyle bir ateşti ki sonuçta benim içinde yaşadığım dünyanın ve kültürün, kadın olmanın anlamı konusunda bana ve bizlere dayattığı, öğretmiş olduğu genel geçer inanışlar çatırdamaya başladı. Bize dayatılan bu anlam kadının hiç gebe kalmış olup olmadığına bakmaksızın hep aynı idi. Dünyaya başka bir bakış açısından bakmaya başlayınca, daha objektif olabilince, bildiğimiz şeyleri başka kulaklarla dinlemeye başlayınca daha da etkilendim ve aslında rahatsız oldum. Ortada açık bir ihmal ve ciddi bir dengesizlik vardı; hem de tüm dünyada, tüm kültürlerde. Çok önemli bir şey görmezden geliniyordu.

Bu şuydu: Gebe kadının sessiz ve karşı konulamaz güzelliği ve zarafeti sanatta çok az yansıtılıyordu… hem de binlerce yıldır. Bu düpedüz bir ikilemdi ve aslında toplumumuzun ‘Yaşam’a dair önceliklerini yansıtıyordu. ‘Kutsal Dişi’ dünyanın hemen hemen tüm büyük dinlerinde kamunun gözünden uzak tutulmuştu. Ama onun var olduğu ve önemli bir yere sahip olduğu sessizce de olsa biliniyordu.”

Barbara Getrost uzun süren bir erteleme ve kararsızlık dönemi sonrasında, kendi söylemiyle “karşı konulamaz bir dürtü ile” gebeleri resmetmeye başlamıştır. Gebe Yeryüzü adlı resim serisi böyle doğmuştur. Sanatçının gebelikten ne kadar etkilendiği sözlerinden açıkça görülebilmektedir: ‘Kutsal Dişi’ye, Yaşam’a, kadına, hatta erkeğe ve çocuğa bir saygı duruşudur bu. Yapabileceklerimi, paletimdeki renkleri ve yüreğimdeki formları O’nun hizmetine vermeyi bir onur sayıyorum.”

Sanatı için gebelikle ilgilenmeye başladıktan sonra Getrost ebelik eğitimi de almaya başlamış. Birkaç yıl uğraşarak sertifika almayı da başarmış. Bunun sanatı için bir mihenk taşı olduğunu söylüyor. “Henüz” çocuğu olmadığını belirtiyor ve olmasını istiyor.

Barbara Getrost çok genç yaşlardan başlayarak “ayağına uyacak bir ayakkabı” aramaya başladığını söylüyor. Bunu yedi düvelde aradıktan sonra gebelik üzerinde çalışmaya başladığında şunu hissetmiş: “İşte bu ayakkabı tam bana göre!”


Barbara Getrost, Yıldızların Doğuşu


Barbara Getrost, Doğa Ana

Sanatçı gebeliğin gücünü anladığımızda buradan yola çıkarak çok daha fazlasını anlayacağımızı düşünmektedir: “Günün birinde insanlığın kendisine bahşedilmiş olan yaratıcılık gücünü fark edeceğini düşlüyorum. Bunu hissedemiyor olmamız bize acı çektiriyor. Üç bin yıldan uzun zamandır Kadın’ın gücü ve güzelliğini, özellikle de bunların zirveye vardığı ‘Gebelik’ hâlini sadece bir avuç sanatçının konu edinmiş olması ne kadar acıklı!.. İşte bu, üzerinde düşünmeye değer bir konu… Aslında kadının bir bebekten çok daha fazlasını yaratabileceğini de bilmemiz gerek. Buradan hareketle şuna varabiliriz ki, tüm dünyayı yeniden yaratma ve kurtarma gücü de bizde vardır. Ben kendimizi ve gücümüzü yeniden hatırlamamız için çalışıyorum.”




Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez.
© 2009 | cortexbilişim    -    Site Sorumlusu
Son güncelleme :
10 Haziran 2009 Çarşamba